Kapat
Röportaj 3.706 views 0

Deniz Harp Okulu Komutanı E. Tuğamiral Türker Ertürk İle Röportaj : Eren Altun






E.Tuğamiral Türker Ertürk Kimdir ?

İstiklal Madalyası sahibi Bahriyeli Şevki Ertürk’ün torunu, Deniz Subayı Asım Ertürk’ün oğlu Türker Ertürk, 10 Nisan 1957 tarihinde Trabzon’da doğdu. İlköğrenimini İstanbul’da, Orta Öğrenimini ise Ankara ve Trabzon’da tamamladı. Türker Ertürk; meslek yaşamı boyunca 15 yıl bilfiil gemilerde çalışmıştır. Bu süre içinde üç harp gemisinin komutanlığını yapmış olup, en son 1996 – 1998 yılları arasında Alçıtepe Muhribinin komutanlığını yapmıştır. Karargâh görevleri olarak; Binbaşı rütbesinde Deniz Kuvvetleri Milli Plan Subaylığı, Yarbay rütbesinde Donanma Komutanlığı Eğitim ve Tatbikat Kısım Amirliği, Albay rütbesinde ise Deniz Kuvvetleri Komuta Kontrol Daire Başkanlığı görevlerini yapmıştır. 1985 – 1987 yılları arasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde görev yapan Ertürk; 1988 – 1990 yıllarında Deniz Harp Akademisi eğitimini almış, 1992 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi ve 1999 yılında İtalya/Roma’da bulunan NATO Savunma Koleji eğitimlerini tamamlamıştır. Ayrıca, mesleği ve kişisel gelişimi ile ilgili daha birçok kurs ve eğitimler almıştır. 2008 – 2010 yılları arasında Deniz Harp Okulu Komutanlığı görevini yapan Türker Ertürk; bu görevde de bir çok projeye imza atmış olup, halen ülkemizde devam eden sivil darbe kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı icra edilen psikolojik savaşta komutanlarının bu süreci iyi yönetemediği iddiasında bulunarak, 9 Ağustos 2010 tarihinde istifa etmiş ve mücadelesine siyasi yaşamda devam etme kararı vermiştir.





10.10.2019

Sizi bu mesleğe yönlendiren oldu mu ?

Yani şöyle , benim ailem üç kuşaktır denizci zaten , asker.  o nedenle , birde ben köken olarak trabzonluyum ,  küçük yaştan itibaren  deniz ile haşır neşir büyüdüm. Denizciliği küçük yaştan itibaren seviyordum. bir de ailemde, büyüklerim de denizci olunca , üç kuşak büyüğüm  , asker özendim tabi ki. Ben esasında çok küçük yaşta babamı kaybettim. 12 yaşında, yani ortaokuldaydım daha . Tabi o da belki benim bu mesleği seçmemde etkin olmuş olabilir.

 





Size göre bu mesleğin zorlukları nedir?

Bu mesleğin zorlukları , bir kere denizci olmak zor bir iş . Bir kere denizci olmak için çok nitelikli bir insan olmanız lazım bir de denizlerde görev yapmak karalarda görev yapmak gibi değil. Çünkü denizler öyle sahilden baktığın gibi çok böyle güzel çarşaf gibi durmuyor sonra , tanalar kokuyor , hatta ben öyle havalar bilirim ki yani denizin o hırçınına dayanamayıp ya beni öldürün de kurtulayım diyenleri bilirim. Yani sanıyorum  bu laf bile denizde görev yapmanın ne kadar zor bir iş olduğunu gösterir diye düşünüyorum.

Hatta şöyle bir söz vardır ; Derler ki analar doğum sancılarını denizcilerde hırçın denizleri unutmasalardı , bu dünyada ne çocuk ne de denizci yetişirdi. Diye sanıyorum ,  meşakatli bir meslek, bir de çok uzun süre evinden ayrı kalıyorsun , yani hani ne bileyim istanbulda veya herhangi bir şehirde normal bir işte çalışan insan  akşam olunca evine gider , çocuklarını görür. Hatta ben size şöyle söyleyeyim . Ben ikinci çocuğum doğduktan bir hafta sonra ayrıldım.

6 ay sonra geldim .  Hatta ilk beni gördüğünde baba demiyordu. Dede diyordu. Çünkü dede babalık görevini yapıyordu . Sanırım ne kadar zor olduğunu tahmin edersiniz. ama sevince zorluklara katlanılıyor. Ama sevmezseniz zorluklar size ızdırap olur . Ben sevdim . Okulu saymazsam , 31  yıl bir fiil görev yaptım.  Her anını güzelliklerle anımsıyorum.  Onun için de  gençlere denizci olmasını öğütlerim. Çünkü biz üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz diyoruz ama denizlerle yeterince haşır neşir değiliz , ve denizlerden katma değer üretemiyoruz. .Çünkü nitelikli denizci insan gücümüz yok. Hatta şöyle söyleyeyim. Dünyamız yaşlanıyor , artık  kaynakların çoğunluğu denizlerde onun için denizlere yönelmek lazım.  Bugün zengin ülkelerin hepsine bakınız , denizlerden katma değer üretmeden zengin olmuş bir tane ülke yok. Biliyor musunuz , Onun için Atatürk’ün gösterdiği o yol . Denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü olarak benimsemeli ve peşinden koşmalıyız , ve öyle yapmalıyız diye düşünüyorum. 




 

Çocukluk dönemlerinizde bu mesleği hiç düşündünüz mü ?Askerlik Serüveniniz nasıl başladı? 

Şimdi denizcilik ile askerlik  bende yan yana niye yan yana , işte 12 yaşımda babami kaybetmişim . 14 yaşımda ,  2 yıl sonra da deniz lisesinin sınavını  kazandım ve heybeli adada mesleğe başladım. Lise öğrencisi olarak , lise bittikten sonra harp okulu , harp okulu bittikten sonra donanmanın saflarına katılmak. Bende denizcilik ve askerlik yan yana hatta ben ilk lise bire gittiğimde nerdeyse biraz fazla  abartı olabilir ama , boyum silahın boyu kadardı. İşte oradan hem askerlik sanatını hem denizcilik sanatını öğrene öğrene büyüdük. ve 2010 yılında biliyorsunuz istifa ederek mesleğimden ayrılmak zorunda kaldım.

 

 



Orduda Görevliyken FETÖ Terör örgütüne yönelik çalışmalarınız oldu mu ?

FETÖ terör örgütü ile çok mücadele ettim. Hatta 2008 – 2010 yılları arasında Deniz Harp Okulu Komutanıyken fetönün saldırılarına maruz kaldım. Fetöcülerin hepsini zamanında attım. Hatta sana şöyle söyleyeyim ,  ne demek istediğimi anlaman için. Ben 1996 yılında , o zaman FETO denmiyordu , cemaat deniyordu , biliyorsun.  Cemaatten 6 tane astsubayı gemimden  atmıştım , gemi komutanıyken. Sonrasında , darbeden sonra yani 2 yıl önce bir baktım ki meğer ki iktidar o benim attıklarımı  , Bak 1996 benim gördüklerimi iktidar 2016’da tekrar atıyor khklarla. Bunun anlamı şu : Ben atmışım ama iktidar daha sonra onları affetmiş iadei itibar yapmış. Demek ki bugün fetö’den şikayet eden iktidar fetö’ye en fazla yardım ve yataklık yapmıştır. Ben hem meslekte mücadele ettim hemde istifa ettikten sonra da bilmem biliyor musun pensilvanyaya gittim fetönün evinin önünde eylem koydum. Onun ne menen birisi olduğunu anlattım. Hatta darbe hazırlığı içinde olduğunu da söyledim. Bunları youtube videolarında bulup izleyebilirsiniz. Ama ben bunları söylerken iktidar bana düşmanlık yapıyordu. Onun için fetocu metocu bunlar palavra şeyler. Fetonun darbe yapabilmesi için elverişli koşulları iktidar sağlamıştır.





Askerlik hayatınızda sizi etkileyen bir anınızdan bahseder misiniz ?

Yani  31 sene çalıştım bunu 15 yılı gemilerde Her anında  büyük birikimler sağladım Hepsi birbirinden değerli ama en yakından birisini anlatayım. 2006 – 2008 tarihleri  arasında Karadeniz bölge komutanlığı yaptım. Benim biliyorsunuz istiklal madalyam var dedemden. Şimdi kurtuluş savaşı sırasında Karadenizli insanlar yani denizciler ve türk deniz kuvvetleri veya osmanlı denizcileri büyük bir mücadele yaptılar karadenizde . Hatta biliyorsunuz sovyetler birliği bize silah ve malzeme yardımı yaptı.Kuzeyden güneye 600 bin ton silah malzeme cephane taşındı . Şimdi korkunç bir hikaye var burada . Benim dedemde bunlardan birisi , hatta biliyorsunuz cem karacanın bir şarkısı var Türküsü daha doğrusu ilyas temel süreyya çekin uşaklar kürekler siyah siyah . Hatırlıyor musun bunu. Bu mücadelenin yakılmış türküsüdür bu . Dedemde bunlardan birisi. Alemdar gemisi , gazi alemdar gemisi bu mücadelede büyük görevler yapmış  ama ondan sonra jilet olmuş gitmiş. Ben karadeniz bölge komutanıyken bu gemiyi yaptım yani sosyal sorumluluk projesi olarak halka bunu ikna ettim anlattım dedim ki bakın sizin dedeleriniz bu kahramanlığı yaptı gazi alemdar gemisi çok önemliSağolsun tabi o zaman bana yardım edenler en başta kimdi erdemir genel müdürlüğü , oğuz beydi ,  saçları oradan aldım , deniz ticaret odası yardım etti. Karaelmas üniversitesi yardım etti , belediye yardım etti ve gazi alemdar gemisini yendiedn yaptık htatta gemiyi öyle güzel dizayn ettik ki o yöredeki insanlar denizciliği sevsin diye geminin içinde gdenizclik ile ilgili kitaplar denizcilik ile ilgili oyunlar denizclik ile ilgili interaktif eğitici şeyler de koytduk.  içeride konferasns solaınu da var hatta size şöyle söyleyeyim karadeniz ereğliiyi ziyaret ettiniz mi bilmiyorum eğer karadeniz ereyliyi ziyaret ederseniz göreceksiniz alemdar gemisini orada o gemiyi ben yaptım biliyorsunuz zeki mürenin bir lafı vardır fazla tevazu kibirden ileri gelir derler bende fazla tevazu göstermiyorum .

Alemdar gemisini ben yaptım hatta  bugün gençler kızlı erkekli biryerlerde buluşacaklarsa alemdar gemisinin önünde , arkasında , yanında randevu verirler bu bende hakikaten büyük bir iz bıraktı . niye bu mücadelede  dedem vardı. Bu mücadeleyi iyi biliyordum ve bunu realize ettim yaptım. Bu benim için gerçekten yaşadığım sürece önemli bir anı olarak kalacak ve bunları da tabi ki çocuklarıma torunlarıma intikal ettireceğim.

Kanal İstanbul Projesi Hakkında Düşünceleriniz Nedir ?

Kanal istanbul bir proje değil. Niçin bir proje değil ? Bir Şeyin proje olabilmesi için bir sorunu bir problemi çözüyor olması lazım. 

 

Kanal İstanbul İstanbul’un , Marmara Bölgesi’nin veya Türkiye’nin hangi problemi çözüyor?

Hiç birisini hatta Türkiye’ye egemenlik güvenlik savunma ekolojik denge Çevre ve Şehircilik konusunda inanılmaz problemler çıkarıyor. Onun için bu bir proje değil gerçekten bir Ucube. şimdi insan istiyor ki burada görüşler de olsa onlarla beraber tartışsak sizde doğruyu öyle bulsanız ama yoklar. Niçin yoklar savunulacak gibi değil. Ben yaptım oldu prensibiyle, çünkü savunamadığınız zaman zaman ne dersiniz? Çatlasanız da patlasanız da ben bu projeyi yapacağım dersiniz ve şu anda gerçekten bu yapılıyor ve ne yazık ki bugün ülkemiz öyle bir yere geldi ki Türkiye’nin yararına olan , hayırlı olan her proje iktidarın aleyhine iktidarın lehine olan her projede ne yazık ki Türkiye’nin aleyhine bakınız. Bu sabah da bahsettiler 2011 yılında dile getirilmişti. O zaman Sayın Erdoğan başbakandı daha o günden itibaren tepki gösteren bir sürü insan oldu. Tabii Onlardan birisi de bendim Hatta bu konuda çeşitli makaleler yazdım televizyon konuşmaları yaptık. Hatta bazı uzmanlarla beraber Kitap bile azdık yani üç aşağı beş yukarı Bugün size söylediklerimizi 7 sene önce 6 buçuk sene önce de anlatmıştım ,söylemiştim.

 

Ne için Peki bu projeye gerek duyuluyor?

İki nedeni var Birisi Montrö yani bu projeyi birileri bu iktidarın yetkili ağızlarının kulaklarına söylemişler. ikincisi de nasılda özendirmişler round projesi Yani buradan para kazanacaklar buradan komisyonlar alınacaklar daha başka şeyler olacak Bu nedenle bu işi yapılıyor şimdi hukukçularımız çok güzel izah etti .Montrö’nün İçinden nasıl tehdit olabileceğini anlatmaya çalıştı hepsine katılıyorum hepsi Doğru ama ben bunun ötesinde, bunu öğrenen bilenlerden birisiyim . Şimdi o anlatılan boğazlardan , binlerce kez geçmiş savaş gemisi Komutanlığı yaptım 3 kere. Çeşitli vesilelerle NATO’da , özellikle bu işin arkasında Duranlar kimler Amerikalılar ve İngilizler’dir. Amerikalılar ve İngilizler daima bu montrö’dan memnuniyetsizliklerini ifade ederlerdi.Hatta Eğer olursa montrö tartışmaya açılır masaya gelir ve bir değişim söz konusu olursa gidilecek rejim 1982 3. Deniz hukuku Konferansının Transit geçiş rejimi olacağını Zeynep hoca söyledi katılıyorum Ben bunu biliyorum da zaten nereden biliyorum bir Amerikalı bana bunu anlatıyordu zaten . Diyordu ki Bu montrö uygun değil. Burada biz 1982 Transit Geçiş rejimini uygulayalım diye kendileri anlatıyorlardı. Yani ben bunu hem meslek yaşamından biliyorum. Hem NATO savunma Koleji’nde Roma’da okurken. Sınıf arkadaşım Amerikalılar ingilizlerden biliyorum. Londra’da görev yaparken Oradan biliyorum. Hatta bir örnek vereyim 2007 yılıydı biliyorsunuz. Karadeniz’in güvenliğini Karadeniz’e sahil ülke yapar. NATO’nun buraya girmesine lüzum yoktur diye özellikle Deniz Kuvvetleri çok önemli iki proje geliştirmişti bir tanesi Karadeniz uyumu Harekatı diğeri ise Karadeniz görev kuvveti.

Ben o sırada Karadeniz Bölge Komutanlığı yapıyordum yani Türk Deniz Kuvvetleri Karadenizden sorumlu komutanı durumundayım. Amerikalılar ve İngilizler özellikle bu daha serbest bir geçiş rejimi uygulansın Karadeniz’e NATO güçleri çıksın diye devamlı baskı yapıyorlar Türkiye’de ve deniz kuvvetleri bu projeleri geliştirdi ve bu projelerin liderliğini üstlendi. Şimdi Düşünebiliyor musun ? Karadeniz uyumu Harekatı yapıyorsunuz Karadeniz’de dev bir ülke var Kuzeyiniz de Rusya. Rusya bile Türkiye’nin liderliğini kabul etti.Hatta Karadeniz Ereğli’de bir karargah var Rus ve Ukraynalı subaylarda emrimde görev yapıyordu işte burada neler yapılıp yapılmadığını görmek için bir İngiliz amirali gönderdiler Ankara’dan bana . Neyse sistemi anlattık . Karadenizi Nasıl savunduğumuz Karadenizi nasıl gözetlediğimizi anlattık her şeyden memnun kaldı ama tabii her zaman NATO l gemileri de buraya gelmeyi ifade etmeye çalışıyordu . Hatta artık biterken Orduevi’nde oturduk beraber konuşma yapıyoruz Limanı da önümüzde görüyoruz kahve içiyoruz önümüzde 3 tane harp gemisi var önümüzde görüyor Bana dedi ki Amiralim dedi , Gönül ister ki Burada NATO gemileri olsun . Dedim ki ya Sayın. Amiralim Şu anda önümüzde gördünüz gemilerde NATO gemisi. Deyince Geri durdu sesini çıkarmadı.

Yani özetle şunu demek istiyorum , bu şekilde montrö’nün masaya gelmesi , tartışılması , Montrö rejiminin değiştirilmesini Amerikalılar ve İngilizler gerçekten çok istiyorlar Amerikalılar için niçin önemli Amerikalılar için küresel güç küresel gücün en büyük gücü kendi Deniz Kuvvetleri kendi donanması bugün Dünyanın yüzde yetmişi denizlerle kaplı yaklaşık 361 milyon kilometre kare deniz var. Bunun lideri kim biliyor musunuz şu anda Amerika Birleşik Devletleri . Öyle bir Deniz Kuvvetleri var ki kendisinden sonra gelen 14 Deniz kuvvetlerinden daha güçlü.11 tane uçak gemisi var uçak gemisi korkunç bir şey her birisi 100.000 ton. Bakın Kuzeyimizde güçlü bir ülke var Rusya, bu çapta Bu anlamda bir tane bile bir uçak gemisi yok Biliyor musun Amerika Birleşik Devletleri’nin 11 tane var şimdi Akdeniz ne kadar Akdeniz dünya denizlerin yüzde biri kadar. Karadeniz ne kadar Akdeniz’in altıda biri ne kadar küçük biliyor musunuz. Amerika Birleşik Devletleri bu küresel güç tüm dünya denizlerine hiçbir sınırlandırma olmadan girebiliyor cirit atıyor buraları kontrol ediyor ama bir tane denize giremiyor istediği gibi nereye giremiyor Karadeniz’e giremiyor. Karadeniz’e uçak gemilerini sokamıyor. Karadenize denizaltılarını sokamıyor. denizaltılar önemli özellikleri nükleer başlıklı balistik füzeleri önemli. Bunları buraya sokmak istiyor. Hatta 2008 krizini hatırlarsınız.2008 Gürcistan krizinde buraya büyük tonajlı bir hastane gemisini bile Amerika Birleşik Devletleri sokamadı. Yani özetle Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere Karadeniz’de daha fazla faaliyet göstermek , Karadeniz’e harp gemilerini sokmak istiyor. Ama şu anda ki montrö rejimi ile bunu yapabilmesi mümkün değil. Peki ne yapabilmesi lazım montrö rejiminin değişmesi lazım Montrö rejiminin tartışılması lazım işte bir şekilde iktidar tarafından da.

 

Şu anda dile getirilen bu projenin arkasında kim var?

Gerçekten Amerikalılar var. Bakınız., Amerikalı stratejist ve aynı zamanda gölge olarak kabul edilen Fragma’nın bir sözü var. Diyor ki Amerika’nın gücü diyor , denizlerden ve okyanuslardan gelir buraya Hakimiyet bizim gücümüzün jeopolitik hedefimizin esasıdır diyor. BIz diyor denizlere Egemen olduğumuz , hiç kimse Amerika Birleşik Devletleri’ne saldıramaz. Bu denizlere Biz Egemen olduğumuz için diyor. İstediğimiz her noktaya müdahale edebiliriz. Diyor ve aynı zamanda diyor. Bu bize küresel Deniz ticaretini kontrol etme hakkını verir.

Aynı zamanda küresel düzeni ne yapabiliriz diyor. Bu şekilde yönlendirebiliyoruz diyor bunları niye anlatmaya çalışıyorum Bu sadece kitaplardan çıkardığım bir anlamlandırma değil. Amerika Birleşik Devletleri’nin bu jeopolitik hedefi iş ve ben meslek yaşamı boyunca nasıl bana benim seviyemde amiraller benim sevdiğim de Subaylar montrö’nün bir şekilde değiştirilmesi rejimin anlatmışlarsa.

Karşı tarafın siyasetçileri de Türkiye’deki siyasetçilere Türkiye’de yöneten en üst seviyedeki siyasetçilere anlattıklarından onları yönlendirmeye çalıştıklarından Hiç şüpheniz olmasın. Bu konuda başka örnekler de vermek isterim. Ama şunu söyleyeyim. Peki siz bu projeyi niçin yapıyorsunuz ki iktidarın yetkili ağızları Ne diyorlar Bir kere özellikle boğazlarda Deniz trafiği her geçen yıl daha fazla artıyor ve bu şehrin ortasından geçiyor ve şehir için büyük tehlike iş kazalarına neden oluyor? Bir şekilde alternatif bir su yoluna ihtiyacımız var. Diyor değil mi? En yetkili ağızları bir şekilde bunu anlatmaya çalışıyorlar. Peki bu doğru mu gerçekten.Doğru değil

. Niye doğru değil bir kere Her şeyden önce İstanbul boğazından ve Çanakkale boğazından geçen trafik sayısı Deniz trafiği sayısı Her geçen yıl azalıyor. Azalarak devam ediyor. Bunu biraz sonra Kılavuz kaptanımız da var. Size rakamları vererek de daha güzel izah eder. Yani iktidar Ne diyor burada trafik diyor artıyor diyor. Gerçekte trafik artmıyor. Bunun bir sürü nedeni var nedenlerinden bir tanesi de biliyorsunuz boru hatları arttıkça artık Ne bileyim doğalgaz sıvılaştırılmış doğal gazın ve petrolün denizlerden ve boğazlar yoluyla intikali olmamaya başlıyor. Yine böyle bir alternatif olamaz. Niye alternatif olamaz bakınız bizim İstanbul Boğazı’nın en dar yeri 700 metre en dar yeri en geniş yeri ise 4200 yani 4 kilometreden fazla.

Şimdi siz diyorsunuz ki burada kazalar oluyor. Bu da doğru değil. Çünkü kazalar Yıllara sari olarak azalıyor artmıyor. siz diyorsunuz ki bunu alternatif yapıyorum. Daha emniyetli geçiş sağlayacağım diyorsunuz. Daha dar bir kanal yapıyorsunuz. Hatta 2011 yılında bu projeden ilk bahsettiklerinde projenin genişliği 250 metre idi ama baktım ki zaman içinde biraz biraz genişletmeye çalışmışlar ama ne kadar genişlerse genişlesin asla İstanbul Boğazı’nın geçiş imkânlarını sağlamanız mümkün değildir. Ben Aynı zamanda bir uzakyol kaptanıyım şöyle söyleyeyim , ben buradan geçmem Yani sen İstanbul boğazından geçme kanaldan geç deseler bana Ben şahsen geçmem şimdi bakınız hiç dünyanın hiçbir yerinde doğal bir boğaz varken ona alternatif Suni yapay bir kanalın yapıldığı görülmemiş.

Dünyanın hiçbir yerinde bir doğal boğaza alternatif yapay boğaz yapıldığı söz konusu değil. Onun için iktidarın anlattığı gerekçeleri gerçekten inanmak mümkün değil. Şimdi bakınız Montrö den önce ne vardı? Lozan Boğazlar Sözleşmesi vardı. O günkü şartlar altında onu. gerçekleştirebildik Lozan Boğazlar sözleşmesine göre Türkiye’nin egemenliği nispeten kısıtlıydı. Çünkü bölge askersizleştiriliyordu , silahsızlaştırılıyordu . Bir Boğazlar Komisyonu vardı ama 1936 montrö ile birlikte biz bunları aştık. Peki nasıl konjektör bize yardım etti. Dünyanın bir büyük savaşa doğru gittiği görülüyordu.

Türkiye hükümeti bu konjektörü kullanarak aynı zamanda Tabii Gazi Mustafa Kemal Atatürk Yaşam daydı onun saygınlığı söz konusuydu de o günkü diplomatlarımızında nitelikleri ve becerileri sayesinde Biz 1936 montrö sözleşmesini yapabildik. Hatta ben bazen Montrö için Lozan Antlaşması’nın Türkiye’nin tapusu ayrılmaz parçası diyorum. Yani gerçekten montrönün tartışılması Montrö değiştirilmeye kalkması Türkiye’ye onanmaz onanmaz yaralar verir hatta çok uzun bir Soğuk Savaş dönemi geçirdik.

Ben de meslek yaşamımın bir bölümünü o soğuk savaş döneminde yaşadım. Karadeniz biliyorsunuz. Özellikle bu soğuk savaş döneminde Türkiye çok dengeli bir siyaset uyguladı. NATO’da olmasına rağmen Karadeniz’i Büyük güçler için bir çatışma bir rekabet ortamı haline getirtmedi . Şimdi burada Türk hükümetlerinin başarıları var. Bunu kabul etmek gerçekten lazım ama bunu yapabilmek için Montrö bir kaldıraç görevi gördü. Yani ne demek istiyorum montrö ı olmasaydı Karadeniz gerçekten bir çatışma Denizi haline gelirdi. Karadeniz bir rekabet Denizi haline gelirdi. Bugünkü hürriyetine asla sahip olamazdı. Peki ne yapmamız lazım montrö’ya sonuna kadar.

Sahip çıkmamız lazım. Montrö’yü tarıştıracak montrö’yü masaya getirebilecek tehditlerden yaklaşımlardan girişimlerden uzak tutmak lazım. Bir de bu olayın savunma boyutu var. Şimdi öncelikle şunu da ifade etmek istiyorum. Amerikalıların bu konudaki ilgisi çok yeni değil. Eskiden beri var diye 1950 yılında bakınız. 1950 yılında hemen hemen üç beş yukarı aynı yerden bir kanalı Amerikalılar bize teklif etmişti ettiler. O zamanki gerekçeleri ve bahaneleri savunma amaçlıydı. Çünkü Türkiye’nin batısında Varşova Paktı’na karşı Sovyetler Birliği’ne karşı biliyorsunuz. Savunma hattı Meriç Nehri’nden geçiyordu. Eğer Amerikalılar şunu İddia ediyordu Eğer.

Meriç Nehri düşerse NATO için Boğazlar ve İstanbul Boğazı çok önemli bir şekilde İstanbul Boğazı ele geçen Onun için İstanbul Boğazı’nın Ötesi savunma hattı kuralım ve Tabii bir hat olsun kanalı açalım demişlerdi ama o günkü yöneticilerimiz Amerikalıların bu teklifine pek itibar etmedi ve bunu gerçekleştirmedik . Şimdi gelelim savunma konusuna şimdi Türkiye’nin batısında cephemiz neresi Meriç Şimdi siz ne yapıyorsunuz? İstanbul kanalını kurarak bu cephenin gerisine bir yapay , Tabii bir hat kuruyorsun bir şekilde cephenin derinliğini azaltıyorsunuz .Lojistik intikal yollarını bir şekilde kesmiş oluyorsunuz. Sizin kanalın üzerine kuracağınız köprülerin uçurulması durumunda sizin o bölgedeki savunma Hattınız çok kolaylıkla düşebilir ve derinlikten Alacağı destek azalır ve orada kolaylık imha olursunuz.

Gerçekten mümkün değil. Sonuç olarak şöyle bitirmek istiyorum sözlerimi Kanal İstanbul İstanbul’un Marmara’nın gerçekten doğasını ekolojik dengesini tahrip edecek. Aynı zamanda Türkiye’ye güvenlik savunma konularında egemenlik konularında Çünkü montre bir şekilde tartışıldığı ve değişme durumu söz konusu olduğu için tehdit edecek yaşamsal derecede bizim çıkarlarımıza zarar vereceği için bir şekilde buna karşı ülkemizi savunmalıyız diye düşünüyorum. Hatta çevre Doğa çok önemli bir anlamda biz gelecek nesiller adına vekâleten şu anda bu ülkeye Egemeniz bu ülkeyi yönetiyoruz onun için. Yurt savunması adına ülkemizin daha sonra onanmaz derecede göreceği bu zararlar adına kanal İstanbul’a dur demek bu çalışmalara destek vermek bir yurt savunmasıdır diye düşünüyorum.

 

 

Montrö rejiminin değiştirilmesi Amerikalılar İçin Niçin Önemli ?