Kapat
Röportaj 1.125 views 0

Erkut Ersoy Röportaj

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU İSTİHBARAT UZMANI ERKUT ERSOY

Kendinizi Tanıtır Mısınız ?

1969 Üsküdar İstanbul doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi istanbul’da yaptım. Arkasından lise hayatım başladı. Liseyi 1987 yılında bitirdim. Arkasından üniversitenin işletme bölümünü , işletme fakültesini bitirdim. Anadolu üniversitesi. Arkasından istanbul üniversitesinde bilgisayar üzerine yüksek eğitim gördüm. Program bilgisayar uzmanlığı management information system adı bilgi yönetimi adı altında bir eğitim gördüm. Okul bittikten sonra Atilla Aytek dönemin Milli İstihbarat Teşkilatı Kaçakçılık Daire Başkanı ile bir ahbablığım vardı. Aynı zamanda da serviste başbakanlık müşaviri olan bir akrabamız vasıtasıyla ikisinin yardımıyla serviste intisab ettim. Ondan sonra bir süre serviste görev yaptıktan sonra 2008 yılında Ergenekon davasından dolayı CIA ‘nin hedefi olduğum için , CIA’nın ayağına dolandığım için açıkcası , tam tabir ile böyle ifade edeyim yani CIA’nin bölgedeki politikalarına ters düşen faaliyetlerim olduğu için onların yönlendirmesi ve FETO’cu Hakim ve Polislerin , İstihbaratçıların yardımı ve desteği ile Ergenekon operasyonu başladı ve 3. Dalga’da tutuklandım. Ergenekon operasyonu süresince 3,5 yıl boyunca tutuklu olarak yargılandım. Silivri cezaevinde tutuklu kaldım. 28 Ocak 2011 tarihinde tahliye oldum. Şuanda mahkememiz yeni sonuçlandı.13 ağır ceza Mahkemesi hakkımda 11 sene 15 gün ceza verdi . Arkasından siyasi konjoktör değişince verilen cezalar yargıtay tarafından bozuldu ve yargıtay tarafından yeniden yargılama kararı verildi. 2013 senesinde. Daha sonra 13 ağır ceza mahkemesi yargıtay tarafından kapatıldığı için . Bizim yeniden yargılamamızı 4. Ağır ceza mahkemesi devam etti yargılamaya. 4. Ağır ceza mahkemesinde yeniden yargılandık ve davamız yeni sonuçlandı . 1 Temmuz 2019 tarihinde. Beraat kararı ile sonuçlandı bütün sanıkların beraat kararına varıldı. Şuanda da halen yargıtay aşamasında bu yerel mahkemenin 4. ağır cezanın verdiği beraat kararının onaylanmasını bekliyoruz. Tabi bu süreçte görev almadım. Aktif bir görevim olmadı , bende kurmuş olduğumuz grup vardı . Özel Büro Grubu vatansever ve istihbarat hizmetleri bir yurtsever olarak devam ediyorum. Bundan da son derece memnunum. Ben şuna inanırım her zaman vatana hizmetinin , koşulu şekli şemali olmaz. Vatana hizmet çok önemli bir meziyettir. Herkes yurtsever olamaz. Doğuştan gelen bir hasrettir. Yetenektir. Sonradan yurtsever olunmaz. Ya doğuşunuzda bu özelliği kazanırsınız ya da kazanmazsınız. Dolayısyla bende böyle yurtsever olarak doğduğum için vatana hizmetin şekli şemali olmadığını düşünüyorum. Yani üzerimizde bir inuforma olması olmaması benim için farketmiyor. Ya da maaş alıyor ya da almıyor olmam benim için hiçbirşey değiştirmiyor. Ben yine yurtsever olarak vatanıma hizmete arkadaşlarım ile beraber devam ediyorum. Ömrümün sonuna kadar da ister akitf görevlere döneyim , ister dönmeyeyim bu çalışmalarıma fırsat bulduğum her an her zaman devam edeceğim. Allah bana böyle bir yol bahşetti. Bende bundan son derece memnunum. Yeterki sağlık sıhhatim yerinde olsun. Bu hizmetleri ölene kadar devam ettirmek niyetindeyim.

Meslek Hayatınıza Nasıl Başladınız ? Sizi Bu Mesleğe Yönlendiren Oldu Mu ?

Tabi. Oldu. Daha önce de belirttiğim gibi Atilla Aytek dönemin MİT kaçakçılık daire bizim akrabımızdı , baba tarafından. Çok sık görüşürdük. Kardeşi Fatih abi. Fatih Aytekin’in bilgisayar dükkanı vardı. 1990’lı yıllarda. O bilgisayar dükkanı Mecidiyeköyde’ydi. Bende yeni mezun olmuştum. Onun dükkanına çok gidip geliyordum. Hatta yardımda ederdim. Fatih abiye. Zaman zaman benide , satış işlerinde kullanmışlığı olmuştur. Fatih abinin. Satış elemanı olarakta Fatih abinin yanında çalışmışlığım vardır. O dönem Fatih abinin yanında çalışırken , abisi olan Atilla Aytek çok gelip giderdi dükkana bende o vasıtayla Atilla abi ile tanıştım. Atilla Aytek ile. O dönemler yıldızının parladığı dönemlerdi Atilla abinin , MİT Kaçakçılık Daire Başkanı olarak , Babalar operasyonu yapmışlardı. Çok önemli operasyonlara imza atmışlardı ve devamlı basın tarafından takip edilen , önemli bir MİT elemanıydı. MİT Yöneticisiydi. Ben tabi o dükkana gidip gelirken , samimiyetimiz ilerleyince bende bu samimiyete istinaden , kendisine düşüncemi söyledim. Milli İstihbarat Teşkilatına girmek istediğimi belirttim , ve yardımcı olur musun? diye böyle bir teklifte bulundum kendisine. O da eğer benden Fatih abiden olumlu feedbackler almış , olumlu dönüşler almış hakkımda ve beni bu şekilde tasviye etti. Sağolsun üst yönetime. Tabi ben bununla kalmadım. Aynı zamanda gene baba tarafından bir akrabamız Başbakan müşavirliğinde görev yapıyordu. Hatta ismini de vereyim onun. M. D. Bir kanaldan da ona açtım. O da herhalde benim hakkımda olumlu referanslar almış. Bu şekilde sağolsunlar ikisinin de yardımları , destekleri ile servise girmiş oldum. Bu şekilde yani aslında beni yönlendirenler , ben kendi kendimi yönlendirdim diyebilirim.

Bu Mesleğinizin Riskleri Nelerdir ? Biraz Bahseder Misiniz ?

Tabi ki yani bu meslek en başta risk faktörü olan mesleklerden bir tanesi. Yani çünkü bir kere hayatınız tamamen farklı bir formatta devam ediyor.Siz siz olmaktan çıkıp farklı bir kimliğe bürünüyorsunuz . Yapmış olduğunuz görevlerde bazen farklı kimlikler kullanmanız gerekiyor. Farklı coğrafyalarda yaşamanız gerekiyor. Farklı ülkelere girip çıkmanız gerekiyor. Farklı ülkelerde tabi ki bunları rahat bir şekilde de yapamıyorsunuz. Çünkü yapmış olduğunuz gizli bir görev var ve bu gizli görev yaparken bulunduğunuz ülkedeki veya coğrafyadaki karşınızdaki hedef olan teröristler veya yabancı ajanlar sizi dekonte etmek , takip etmek , izleme durumundalar. Böyle bir durum içerisinde çok rahat bir yaşam süremezsiniz. Yani mutlaka belli bir risk var , belli bir adranelin yükselme durumu oluyor. Sıkıntılar yaşıyorsunuz ama tabi bu biraz daha kişinin kendisini ne kadar eğittiği ve biraz da kişinin karakteriyle , profiliyle alakalı bir şey. Bazı insanlar çok çabul adapte olurlar . Bazı insanlar adapte olmakta zorluk çekerler. Bazı insanlar sıcak kanlıdır. Bazı insanlar soğuk kanlıdır. Bizim mesleğimizde soğuk kanlı olmak çok önemli bir meziyettir açıkcası. Yani durumlara ve olaylara karşı soğukkanlılığınızı yitirmeyeceksiniz. Her ortama ayak uydurabilmek durumunda kalacaksınız. Kalmayı bileceksiniz. Adaptasyon çok önemli , eğitim çok önemli. Yani insanın hayatını böyle durumlarda eğitim kurtarır. Eğer zor bir görev içerisindeyseniz , gizli bir görev yapıyorsanız , soğukkanlılık ve eğitim sizin başyardımcılarınız olur. Eğer soğukkanlılığınızı kaybederseniz , panik yaşarsınız ve panik’de zaten sizi ya ölüme götürür yada deşifre olmanızı sağlar. Her iki durumda sonuçta sonu kötü olan , sonu kötü biten hadiseler.

İstihbarat Servislerinin Çalışma Usul ve Metodları Hakkında Bu Zamana Kadar Edinmiş Olduğunuz Tecrübelerden Bahseder Misiniz ? Bir Türk İstihbarat Teşkilatı Olarak , Dünya İstihbaratına Nazaran Hangi Konumdayız ?

Şimdi önce usul ve yöntemlerine değinelim. Tabi ki her istihbarat teşkilatının kendi bünyesi içerisinde , dışarıda verilmeyen istihbarat eğitimi veriliyor yani mesela Milli İstihbarat Teşkilatı içerisinde Akademi dediğimiz bir bölüm var. Amerika’da bunun muabili kamuoyunun çok iyi bildiği yakından bildiği çiftlik denen bir yer var. Bu gibi yerlerde istihbarat adayları önce okulu bitirdikten sonra , askerliğini de bitirdikten sonra servise başvuruyorlar. CV’ler değerlendirildikten sonra eğer olumlu görülürse , bu sefer önce yazılı sınava arkasından mülakata çağırılıyor. Mülakattan başarılı olan , yazılı sınavdan da geçen üstün puan alan adayların diğer şartları da uyuyorsa , güvenlik kontrolünden sonra Meslek Memuru Adayı olarak başlıyorlar göreve.

Tabi bu başlangıçta belli bir süre , bu istihbarat eğitimini almak durumundalar , çünkü bu istihbarat eğitimleri , Dünyanın hiçbir yerinde başka bir yerde yani kamuya açık şekilde verilmez. Bu bölümde yani bu akademi süresince meslek adayına , bir Milli İstihbaratçının olması gereken kazanması gereken , yetenekler. Görev halindeyken yapması gereken prosedür , silah kullanmadan tutun kendinizi korumaya kadar bir canlı takip nasıl yapılır , takipten nasıl kurtulunur , bilgi işlemde bilgisayara nasıl sızılır , stres altındayken nasıl proje geliştirilir , stres altındayken nasıl operasyon yapılır gibi çeşitli bir istihbaratçının olması bilmesi gereken prensipler adaya kazandırılıyor. Akademik eğitim bittikten sonra da başarılı olan adaylar bölge müdürlüklerinde Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde bölge müdürlüklerimiz var. Bu bölge müdürlüklerinde istihbarat uzman yardımcısı olarak göreve başlıyorlar. Ve oryantasyona tabi tutuluyorlar. Bu görev süresince bütün memurlar , bağlı bulundukları şubeye uygun olarak eğitimlerden geçiyorlar. Özel bir operasyon ajanının aldığı eğitimlerle bir bilgi işlem memurunun aldığı eğitimler , farklıdır. Veya bir yabancı bir ülkede çalışan ajanın almış olduğu eğitim ile bir tercümanın aldığı eğitimler farklıdır. Yani burada kompartımasyon usulü çalışıldığı için serviste her bir birim kendisine uygun adayı , o usule uygun eğitimi verir kazandırır o şekilde sürer. Bölgede oryantasyona tabi tutulur. Amir memur ilişkisi çerçevesinde. Orada memurlar bağlı bulundukları şubenin büyükleriyle yani onlardan kıdemli memurlar ile iletişim içerisine geçerler. O şekilde yerinde eğitim devam eder. Daha sonra yapmış oldukları görevlerden , başarı kazanarak sizi kazanırlar sizi kazandıkça da rütbeleri artar . Uzman yardımcılığından uzmanlığa geçerler, en son müsteşar olmaya kadar gidebilir bu serüven. Tabi kişinin başarısına bağlı bu herşeyden önce ve sicil amirinin verdiği notlara bağlı.

Milli İstihbarat Teşkilatının durumunu soracak olursan ben şöyle cevaplayayım ;

Daha önceden 1990 ‘lı yıllara kadar , hatta 90’ların sonuna kadar , 2000’li yılların başına kadar , bizim servisin bütün bütçesini CIA karşılıyordu. Bunlar zaten bilinmeyen şeyler değil , bu konuda yüzlerce kitap yazıldı. Herkes google’da girerek , bu konudaki bilgilere erişebilir. Gerek Mehmet Eymür’ün anlattıklarından çıkarak , gerek Mahir Kaynağın ve diğer deşifre olmuş diğer ajanların anlatımlarından yola çıkarak , birçok açıklama var zaten bu konuda internette. Zamanında bu konu le ilgili kitaplarda yazıldı. Yani bir dönem komünizm ile mücadele adı altında CIA servisin yani Milli İstihbarat Teşkilatının bütçesini karşılıyordu. Ödemelerini yapıyordu. Onun karşılığında da Türkiye’yi ana üs gibi kullanabiliyordu. Sadece MİT CIA değil , MOSSAD’da elemanlarını çok rahat bir şekilde , hatta kimlik bile göstermeden , sınırdan geçebiliyordu bu ajanlar. Daha sonra tabi Milli istihbarat Teşkilatı askerlerin kontrolünden çıkıp sivillerin kontrolüne girmeye başlayınca tabi MİT’dede değişiklikler olmaya başladı. Daha özel bir düzen oturmaya başladı. MİT’deki liyakate göre eleman seçme durumu daha da arttı. Çünkü eskiden MİT elemanlarının çocukları MİT’de çalışıyordu. Hemen hemen yüzde yüz gibi bir orandı çalışması. Bir MİT elemanının çocuğunun , MİT elemanı olacağı biliniyordu. Herkes tarafından. Fakat bu önyargı ortadan kalktı . Şu anda Milli İstihbarat Teşkilatı internet sitesi üzerinden binlerce başvuru alıyor ve herkesi derecesine göre başarısına göre değerlendirip o şekilde liyakate göre değerlendirip içeriye alıyor. En azından böyle bir profesyonelleşme gerçekleşti. Tabi yönetimde de profesyonelleşme olunca , bu devam etti ve artık bütün ajanlar dünya standartlarında eğitim görüyorlar. Dünya standartlarındaki lojistik malzemeleri kullanıyorlar. Yani yabancı servislerden , gerek lojistik olarak gerek , teknolojik olarak , gerek ajan eğitimi konusunda , hiçbir eksiğimiz yok. Hatta birçok servisten çok daha öndeyiz diyebilirim. Eskiden Milli İstihbarat Teşkilatı sınır ötesi operasyon yapamaz halindeydi.Bunu beceremiyordu. Fakat 7-8 milyonluk israil bile MOSSAD aracılığı ile Dünyanın her yerinde operasyon yapabiliyorken bizim MİT elemanları sadece İRAN IRAK suriye gibi komşu ülkelerde sınır ötesi operasyonlar yapabiliyordu. 1990’lı yıllarda. Ama şimdi görüyoruz ki basında da takip ediyorsunuzdur. Etiyopyadan Afrikanın bir bölgesinden alıp veya Balkanlardaki bir bölgeden alıp FETO elemanlarını Türkiye’ye getiriyorlar. Servis elemanları . Bu bile bizim sınır ötesi operasyon kabiliyetimizin ne kadar arttığını görmekteyiz. İnşaAllah böyle devam eder. Temennim odur.

 

Eski Zamandaki İstihbarat Servisleri İle Günümüzdeki İstihbarat Servisleri Aynı Değil. Eski Zamanlarda İstihbarat Elemanı Eğitimlerine Daha Çok Bütçe Ayrılmaktaydı. Fakat Günümüzde Siber Casusluk Gibi Etkenlerinde Ortaya Çıkmasıyla Servislerin Büyük Miktarda Bütçeler Ayırmadan da Espiyonaj Faaliyetleri Yürütmesi Mümkün , Eskiye Göre Başka Ne Gibi Gelişmeler Oldu ? 

Şimdi şunu söyleyeyim , tabi ki teknoloji geliştikçe HUMINT dediğimiz insani istihbarat her ne kadar diğer faktörler , istihbarat çeşitleri metodları , geliştikçe azalmış gibi görünse de HUMINT Faktörü olduğu müddetçe bir kere istihbarat ödemelerinde bütçesinde yani eğitim harcamalarında bir azalma olmaz .Çünkü

Yabancı istihbarat servisleri , etkinlikleri artsa da HUMINT’den vazgeçilemez. Çünkü HUMINT insana dayalı bir istihbarat , en başta gelen istihbarat metodudur. Yani diğer istihbarat şekilleri ne kadar gelişirse gelişsin , HUMINT insana dair istihbarat , asıl istihbaratı sağlayan unsurdur. Bu sebeple önemlidir. Yani bir robotu bir bir Terörist organizasyon içerisine sokamazsın veya bir yapay zeka da kullansan herhangi bir makinayı bir yabancı ülkede casus olarak kullanamazsın , Mutlaka bu gibi işleri yapman için insan eğitimine ihtiyacı vardır, dolayısıyla yani elektronik dinlemeler , teknik takip kapasiteleri , SIGINT dediğimiz sinyal istihbaratı ve siber istihbarat metodları ne kadar gelişirse gelişsin bir insanın eğitimli bir ajanın yapacağı işlemleri yapamaz. Bunlar sadece destek olurlar. O yüzden gelişmiş bütün ülkeler özellikle CIA diyelim. CIA bile bugün ne kadar uydu istihbaratından yararlanırsa yararlansın , ne kadar ileri teknoloji kullanırsa kullansın , sahadaki elemanının eğitimine güvenir . Sahadaki elemanının başarısına inanır. Yani sahada dökülen ters savaş önünde .. diye bir laf vardır , istihbarat camiasında yani savaş sahada döktüğünüz ter ile bir savaşı engelleyebilirsiniz ya da savaş başlatabilirsiniz. O yüzden bu kadar önemlidir. Saha elemanları. Yani diğer metodlar dediğim gibi ne kadar , artarsa artsın , sigint , imint , cybint vs diğer metodlar ne kadar artsada eğitimli bir ajanın yapacağı işleri yapamaz. Sadece destek olurlar. O yüzden hiçbir zaman bir istihbarat teşkilatı bir eğitim konusunda , ajan eğitimleri konusunda tasarrufa gitmemeli. Hatta onun önünü açabilecek daha farklı metodlar daha gelişmiş teknolojiler işin içine katmalı. Onu daha donanımlı hale getirmelidir diye düşünüyorum. Yani sahadaki vermiş olduğunuz emek bugün size çok kazançlı olarak politikalarınızın oluşturulmasında yardımcı olabilir. O yüzden ajanın eğitimi herşeyden önce gelir. O da tabi ki yapacağınız masraf ile alakalı Bir şey . Tasarrufa kaçar , eğer cimrilik yaparsanız , ajanların eğitimlerinde eksiklikler olacağı için , yarın öbür gün başınıza daha büyük dertler açabilir , o yüzden bir ajanın her şeyden önce kendi konusu ile ilgili uzman derecesinde bilgi sahibi olması gerekir. Bilgiyi toparlayabilecek ve kapasitede bir yetenekte olması gerekir. Onun için hiçbir masraftan kaçmamalıdır Devlet. Tabi sadece saha değil diğer metodlarla da onları da geliştirerek desteklemelidir diye düşünüyorum.

Örtülü Operasyon Nedir ?  Deşifre Olmuş Bir Örtülü Operasyondan Bahseder Misiniz ?

Bundan bir süre önce Ergenekon operasyonu başlamadan önce 2006 – 2007 yıllarında Kürt Mafyasının çok etkin bir dönemiydi , İstanbul’da özellikle PKK’ye vermiş olduğu finansal destek inanılmaz boyutlardaydı. Kürt Mafyası , gerek kaçak sigaradan tut , uyuşturucu kaçakçılığına kadar birçok yasadışı , fuhuş ticareti vs bunlardan tabiki , diğer iş adamlarından da haraç alma gibi bir takım illegal yöntemlerle inanılmaz derecede bir para trafiği oluşturdu. Kürt Mafyası. O dönem bu Kürt mafyasıyla tabi yasal anlamda mücadele edilmeye çalışıldı ama maalesef Kürt Mafyasının Elindeki finansal güç nedeniyle çok fazla etkili olunmadı. O zamanlar Kürt Mafyası çok çabuk istihbarat alabilen içerideki adamları vasıtasıyla , para göndererek , rüşvet yedirerek , adamlar satın aldılar. Bu bürokrasiden satın aldıkları adamlar vasıtasıyla operasyonlardan önceden haberler oluyordu. Bu şekilde kendilerini önlüyorlardı. Tutuklanma gibi şeylerden kaçınmak için. Tabi bununla yasal anlamda mücadele edilemeyince , biz de Türkçü bir grup olarak , Kürt mafyasının pasifize edilmesi için örtülü bir operasyon planladık. Tabi detaylara değinmeyeceğim. Ama sadece şunu söyleyeyim amaçlanan operasyon Kürt mafyasının pasifize edilmesiydi. Hatta bu anlamda bir takım motorsikletli tim falan kurulması da gündeme geldi , daha sonra tabi bu bizim yapmış olduğumuz planlama , FETO’cu istihbaratçılar tarafından takip edilince , telefon takibi ile ortaya çıkartılınca Ergenekon operasyonu başladı ve bu şekilde plan sona erdirildi.

https://www.ozelburoistihbarat.com/istihbarat-servisleri-askeri-sivil-derin-devlet-istihbarat-konulari-mit/istihbarat-dosyasi-istihbarat-uzmani-erkut-ersoy-ile-roportaj-14147

http://www.sozgazetesi.org/index.php/guncel/8080-istihbarat-uzman-erkut-ersoy-ile-roeportaj